14 Nisan 2014 Pazartesi

SAMİMİYET - HAFTANIN YEDİ(Ğİ) GÜNÜ




PAZARTESİ

İnsanlık anıtı önünde çok uzun bir süredir bekliyordu. Ve gelecek diye kendini paralarken asıl zenginliği ona her saniye fakir bir geçmiş bırakıyordu. Zamanı anlama konusunda çok iyiydi. Gerçekten de anlayabiliyordu. Üstelik küçük bir çocukken bunu başarabilmişti. Bu durum diğerleri için olağanüstü olabilirdi fakat onun için olağandı.Asıl sorun "hisler" idi. Zamanı hissedemiyordu. Ona ne zaman yakınlaşsa , dokunmaya çabalasa ; bütün hisleri geçmişte hapsoluyordu. Geçmişe dokunmak istediğinde ise şimdinin henüz pişirilmemiş yemeğinin kokusunu alıyordu. Ve o gerçekten tüm güdüleriyle bu yemeği yemek istiyordu.Sonsuzluk yemeğini silip süpürmek istiyordu. Fakat tüm bu olasılıklar karmaşası o kadar pişkin bir durumdaydı ki açlığını yatıştırmak zorundaydı.Durdu! Geleceği odaklanmaya çalıştı ! Of , Hayır ! Gene aynı travma .. Tüm hisleri kayboldu... Geçmişte ise zaten silinmişti. Gelecek ise ona bir zaman travması yaşatıyordu sadece. Tek hissettiği çaresizlikti. Aynılıktı. Gene aynı yoldan aynı sokaklardan yürüyerek malum eve ulaştı . "Kaos" . Evi aynılıktı.

SALI

İnsanlık anıtı önünde çok uzun bir süredir bekliyordu. Ve gelecek diye kendini paralarken asıl zenginliği ona her saniye fakir bir geçmiş bırakıyordu. Zamanı anlama konusunda çok iyiydi. Gerçekten de anlayabiliyordu. Üstelik küçük bir çocukken bunu başarabilmişti. Bu durum diğerleri için olağanüstü olabilirdi fakat onun için olağandı.Asıl sorun "hisler" idi. Zamanı hissedemiyordu. Ona ne zaman yakınlaşsa , dokunmaya çabalasa ; bütün hisleri geçmişte hapsoluyordu. Geçmişe dokunmak istediğinde ise şimdinin henüz pişirilmemiş yemeğinin kokusunu alıyordu. Ve o gerçekten tüm güdüleriyle bu yemeği yemek istiyordu.Sonsuzluk yemeğini silip süpürmek istiyordu. Fakat tüm bu olasılıklar karmaşası o kadar pişkin bir durumdaydı ki açlığını yatıştırmak zorundaydı.Durdu! Geleceği odaklanmaya çalıştı ! Of , Hayır ! Gene aynı travma .. Tüm hisleri kayboldu... Geçmişte ise zaten silinmişti. Gelecek ise ona bir zaman travması yaşatıyordu sadece. Tek hissettiği çaresizlikti. Aynılıktı. Gene aynı yoldan aynı sokaklardan yürüyerek malum eve ulaştı . "Kaos" . Evi aynılıktı.

ÇARŞAMBA

İnsanlık anıtı önünde çok uzun bir süredir bekliyordu. Ve gelecek diye kendini paralarken asıl zenginliği ona her saniye fakir bir geçmiş bırakıyordu. Zamanı anlama konusunda çok iyiydi. Gerçekten de anlayabiliyordu. Üstelik küçük bir çocukken bunu başarabilmişti. Bu durum diğerleri için olağanüstü olabilirdi fakat onun için olağandı.Asıl sorun "hisler" idi. Zamanı hissedemiyordu. Ona ne zaman yakınlaşsa , dokunmaya çabalasa ; bütün hisleri geçmişte hapsoluyordu. Geçmişe dokunmak istediğinde ise şimdinin henüz pişirilmemiş yemeğinin kokusunu alıyordu. Ve o gerçekten tüm güdüleriyle bu yemeği yemek istiyordu.Sonsuzluk yemeğini silip süpürmek istiyordu. Fakat tüm bu olasılıklar karmaşası o kadar pişkin bir durumdaydı ki açlığını yatıştırmak zorundaydı.Durdu! Geleceği odaklanmaya çalıştı ! Of , Hayır ! Gene aynı travma .. Tüm hisleri kayboldu... Geçmişte ise zaten silinmişti. Gelecek ise ona bir zaman travması yaşatıyordu sadece. Tek hissettiği çaresizlikti. Aynılıktı. Gene aynı yoldan aynı sokaklardan yürüyerek malum eve ulaştı . "Kaos" . Evi aynılıktı.

PERŞEMBE

İnsanlık anıtı önünde çok uzun bir süredir bekliyordu. Ve gelecek diye kendini paralarken asıl zenginliği ona her saniye fakir bir geçmiş bırakıyordu. Zamanı anlama konusunda çok iyiydi. Gerçekten de anlayabiliyordu. Üstelik küçük bir çocukken bunu başarabilmişti. Bu durum diğerleri için olağanüstü olabilirdi fakat onun için olağandı.Asıl sorun "hisler" idi. Zamanı hissedemiyordu. Ona ne zaman yakınlaşsa , dokunmaya çabalasa ; bütün hisleri geçmişte hapsoluyordu. Geçmişe dokunmak istediğinde ise şimdinin henüz pişirilmemiş yemeğinin kokusunu alıyordu. Ve o gerçekten tüm güdüleriyle bu yemeği yemek istiyordu.Sonsuzluk yemeğini silip süpürmek istiyordu. Fakat tüm bu olasılıklar karmaşası o kadar pişkin bir durumdaydı ki açlığını yatıştırmak zorundaydı.Durdu! Geleceği odaklanmaya çalıştı ! Of , Hayır ! Gene aynı travma .. Tüm hisleri kayboldu... Geçmişte ise zaten silinmişti. Gelecek ise ona bir zaman travması yaşatıyordu sadece. Tek hissettiği çaresizlikti. Aynılıktı. Gene aynı yoldan aynı sokaklardan yürüyerek malum eve ulaştı . "Kaos" . Evi aynılıktı.

CUMA

İnsanlık anıtı önünde çok uzun bir süredir bekliyordu. Ve gelecek diye kendini paralarken asıl zenginliği ona her saniye fakir bir geçmiş bırakıyordu. Zamanı anlama konusunda çok iyiydi. Gerçekten de anlayabiliyordu. Üstelik küçük bir çocukken bunu başarabilmişti. Bu durum diğerleri için olağanüstü olabilirdi fakat onun için olağandı.Asıl sorun "hisler" idi. Zamanı hissedemiyordu. Ona ne zaman yakınlaşsa , dokunmaya çabalasa ; bütün hisleri geçmişte hapsoluyordu. Geçmişe dokunmak istediğinde ise şimdinin henüz pişirilmemiş yemeğinin kokusunu alıyordu. Ve o gerçekten tüm güdüleriyle bu yemeği yemek istiyordu.Sonsuzluk yemeğini silip süpürmek istiyordu. Fakat tüm bu olasılıklar karmaşası o kadar pişkin bir durumdaydı ki açlığını yatıştırmak zorundaydı.Durdu! Geleceği odaklanmaya çalıştı ! Of , Hayır ! Gene aynı travma .. Tüm hisleri kayboldu... Geçmişte ise zaten silinmişti. Gelecek ise ona bir zaman travması yaşatıyordu sadece. Tek hissettiği çaresizlikti. Aynılıktı. Gene aynı yoldan aynı sokaklardan yürüyerek malum eve ulaştı . "Kaos" . Evi aynılıktı.

CUMARTESİ

İnsanlık anıtı önünde çok uzun bir süredir bekliyordu. Ve gelecek diye kendini paralarken asıl zenginliği ona her saniye fakir bir geçmiş bırakıyordu. Zamanı anlama konusunda çok iyiydi. Gerçekten de anlayabiliyordu. Üstelik küçük bir çocukken bunu başarabilmişti. Bu durum diğerleri için olağanüstü olabilirdi fakat onun için olağandı.Asıl sorun "hisler" idi. Zamanı hissedemiyordu. Ona ne zaman yakınlaşsa , dokunmaya çabalasa ; bütün hisleri geçmişte hapsoluyordu. Geçmişe dokunmak istediğinde ise şimdinin henüz pişirilmemiş yemeğinin kokusunu alıyordu. Ve o gerçekten tüm güdüleriyle bu yemeği yemek istiyordu.Sonsuzluk yemeğini silip süpürmek istiyordu. Fakat tüm bu olasılıklar karmaşası o kadar pişkin bir durumdaydı ki açlığını yatıştırmak zorundaydı.Durdu! Geleceği odaklanmaya çalıştı ! Of , Hayır ! Gene aynı travma .. Tüm hisleri kayboldu... Geçmişte ise zaten silinmişti. Gelecek ise ona bir zaman travması yaşatıyordu sadece. Tek hissettiği çaresizlikti. Aynılıktı. Gene aynı yoldan aynı sokaklardan yürüyerek malum eve ulaştı . "Kaos" . Evi aynılıktı.

PAZAR

İnsanlık anıtı önünde çok uzun bir süredir bekliyordu. Ve gelecek diye kendini paralarken asıl zenginliği ona her saniye fakir bir geçmiş bırakıyordu. Zamanı anlama konusunda çok iyiydi. Gerçekten de anlayabiliyordu. Üstelik küçük bir çocukken bunu başarabilmişti. Bu durum diğerleri için olağanüstü olabilirdi fakat onun için olağandı.Asıl sorun "hisler" idi. Zamanı hissedemiyordu. Ona ne zaman yakınlaşsa , dokunmaya çabalasa ; bütün hisleri geçmişte hapsoluyordu. Geçmişe dokunmak istediğinde ise şimdinin henüz pişirilmemiş yemeğinin kokusunu alıyordu. Ve o gerçekten tüm güdüleriyle bu yemeği yemek istiyordu.Sonsuzluk yemeğini silip süpürmek istiyordu. Fakat tüm bu olasılıklar karmaşası o kadar pişkin bir durumdaydı ki açlığını yatıştırmak zorundaydı.Durdu! Geleceği odaklanmaya çalıştı ! Of , Hayır ! Gene aynı travma .. Tüm hisleri kayboldu... Geçmişte ise zaten silinmişti. Gelecek ise ona bir zaman travması yaşatıyordu sadece. Tek hissettiği çaresizlikti. Aynılıktı. Gene aynı yoldan aynı sokaklardan yürüyerek malum eve ulaştı . "Kaos" . Evi aynılıktı.



18 Nisan 2013 Perşembe

               "Geleceğe dair hayal meyal birşeyler hatırlıyordum ve bu beni ürkütüyordu. Gerçek neredeydi. Çünkü gelecekte de yoktu. Komünal yalanlar oldukça kapital doğrular olacaktı ve bu sistematik döngü beni altüst ediyordu. Bir keresinde bu izi sürüp ipuçlarının beni götürdüğü yere varmak üzereydim fakat konsantre olamıyordum. "Düşünce" o kadar güçlüydü ki onu yakaladığımı sandığım an aşkın bir gülüş atıyordu . Tüm bu uğraşlardan sonra başa sardım , gerçek neredeydi ? Yo bütün hikayeyi biz uydurmuş olamazdık. Tamam 2081 yılında bir yığın insan kendilerinin koyun olduğunu yeni anlamıştı fakat bu bir paradoks değilmiydi. Kaçınılmaz olan bu değilmiydi. İnsanlar virüsü kendilerine enjekte ediyorlardı. Bunun sonucunda hipnotize olarak komünal zincire yeni bir halka oluyorlardı. Bu halkalar birbirlerine o kadar kenetlenmişlerdi ki onları asla ayıramazdınız. Toplum üzerinde ki teknoloji aşısı ve bu kontrol mekanizması olağanüstüydü. Fakat bir halka diğerini ne kadar sıkı kavrarsa kavrasın içi her halükarda boştur . Bu boşluk ona hafiflediğini söylese de bu dahi gerçek değildir. "
 
                Ses kaydını tekrar dinlemek için play tuşuna bastım , gerçeği bulamadım. Bu bir paradoks değilmiydi..

29 Mart 2013 Cuma

ODA

Bir takım elbiseyi gözüme kestirdim. Uykusuzdum, sersem bir zamanın ortasında yalpalayarak sağıma soluma bakınıyordum. Gastrit bana güç veriyordu. Durumdan haberdardı fakat onu temsil eden kişi ben olduğum için birşey diyemeden işine devam ediyordu. Üstü kapalı anlamsızlıklardan sıkılmıştım. Şimdi olmaz diyerek sonraya attığım tüm seviyesiz ilişkiler , beynimin koridorları içerisinde hakim karşısına çıkacak tüm saçmalıklar.. Hepsi ötelenmişti. Kazağımın üzerinde hafif bir leke vardı. Hakim karşısında ifade verirken bu leke pek bir anlamsız geldi. Tam odaklanmaya hazırken kaçıp duruyordum kendimden. Yoksa banane kazağın lekesiymiş, takım elbiseymiş, ayakkabıymış.. Biraz daha oyalarsam kendimi zihnim hakim karşısından kurtulacaktı. Derken gastrit beni fena köşeye sıkıştırdı. İşte tam burada sersemleyen zaman geri geldi. Biraz daha dayanırsam , gözlerimi açmazsam uykuya devam edebilirdim. Uyanıp ilaç içmem gerekiyordu. Ki ağrı biraz olsun azalsın. Sonra biraz düşündüm. Gastrit ve onun ağrısı hiçte fena değildi. Bazı ağrılar öyle bir alışkanlık yapıyor ki gittiklerinde arkalarında hüzünlü bir yalnızlık bırakıyorlar. Öf ! Saçmalık ! Neler söylüyorum gene. Henüz kendime gelememiştim. Uyku sersemliğimin tadını çıkarırken Lui'yi gördüm. Miyav dedi. Neyav dedim. Miyavmiyavmiyav . Neyavneyavneyav... O mamasını sakladığım yere doğru ilerlerken ben mama kabına doğru ilerliyordum. Dolu bu lan kandırma beni dedim. Hiçbirşey yapmama adına saçmalıyordum. Fakat sorun hiçliğin ne olduğuyla alakalıydı. Hiçlik neydi nerede kaldı..Yoksa gene mi depresyon.. Yooo öyle dememeli. Depresyon bir yılanın derisini değiştirmesine benzer. Sana kendini daha güçlü hissettir. Değişim sonsası muhteşem bir enerji ve huzur.Düşününce huzurlu olduğum yada bunu hissettiğim ender zamanlardır depresyon sonraları. Kendini o kadar gaza getirirsin ki . Yine yeniden başlarsın herşeye. Hatta bazen o huzur anını yakalamak için kendimi melankolik triplerde bulurum. .Bunun için kendimi çok fazla zorlarım ta ki sonunda "olmayacak depresyona giremeyeceğim" düşüncesi ağır basana kadar.Ne kadar tezat olsa da bana huzur veren tek katılımcılı bir etkinliktir depresyon.Bir nevi format. Duyusal ve düşünsel bir program tüm zihnini tarar virüsleri yok eder. Geriye sadece sen kalırsın. Öz. Yalın. Doğal.


                                           Not: Depresyonda değilim, girmeye çalışıyorum.Evrene mesaj.


21 Mayıs 2012 Pazartesi

2*2=5



Neyin mücadelesini veriyorum bilmiyorum.
Şu sistem denen olay hayatıma bu kadar müdahale ederek çaresiz bıraktıysa beni.
Siki tuttuk dostlar ne kadar boşalsakta faydasız.